Kimler Geldi Kimler Geçti

Çarşamba, Şubat 29

İneklemek Lazım Bazı Bazı

Size sıcacık kahvemi yudumlarken yazıyorum canlarım.Yanında da çikolatayla ıım leziz.Canınız çekmesin ama.
Bugün yemek sırasında bekliyorduk okulda arkadaşımla.Artık kantincilerle kanka olduğumuz için -gerçekten çok sevimli insanlar- yardım ediyim dedim yemekleri koymasına.Sırada bir biz kalmışız zaten.Yanlış yapmışım birşeyi anlamadım.Yanlış yere mi ne koymuşum şimdi hatırlamıyorum.Bana sen kesinlikle iş kadını ol ev hanımı değil dedi.Ben de kalakaldım.Ayol iyilik de yaramıyor.Ben sadece yardım etmek istemiştim dedim artık öyle acınaklı bir ses tonu kullanmışım ki üzüldü kadıncağız ay canım öyle demek istemedim özür dilerim dedi.Ben de hemen affettim :P
Evet ben bir işkadını olucam.Mesleğimi elime alıcam.Kendi ayaklarımın üstünde durucam kimseye muhtaç olmıycam.Herkese yardım edicem.Dernekler kurucam.Kızları okutucam.Barınaklar kurucam belki evsizler için proje başlatıcam.Çok hayalim var çoook.Ama inşallah bunlar sadece hayalde kalmaz.Geçen gün bunları babama söylediğimde öyle olmuyor işte değişiyor insanlar dedi.Üzüldüm.Neden yapamiyim dedim? Hiç çabalamayayım mı yani öyle olmuyor diye direk pes mi ediyim dedim.Gaza geldim yahu.Türkan Saylan var ya önümdeki örnek o.Ben de insanlara faydalı olmak istiyorum.Ama tabi daha zamanı var.Daha küçüğüm.Ellerimi yardım için uzattığımda yetişemeyecek kadar küçük.
Ee tabi bunları gerçekleştirmek boş kafayla olmuyor.Çalışmak lazım.Dün arkadaş tam 5 saat tarih çalışmış.Yuh dedim çoğaffedersiniz de.Len insan mısın sen :D 5 saat ne demek yahu.Herneyse ben de şimdi gidip bir güzel çalışıcam.Herşeyi tekrar edicem.Sınavlar yaklaştı malum.Sınav haftası sabahlara kadar uykusuz kalmaktansa günlük çalışmak daha iyi.Öyle yani hepinize iyi geceler.:))Kahve içme sebebim de uyumamak.Yoksa keyif yapmıyorum :))

Salı, Şubat 28

Ben Ölürüm Size :) Tatlılık Abidelerii

Hey ben bugün okula gitmedim.Biraz kırgınlık var bedenimde.Yorgunum.Annem de sağolsun kızmadı bana,anladı beni.Çünkü genelde hep gidiyorum da o yüzden güvenilir bir evlat ve güvenilir bir öğrenciyim.Sağolsun bunun getirileri de fazla oluyor .*

Dedim ki madem bugün okula gitmedim.Hafiften canım da sıkılıyor.Sizin de sıkılıyor mu?Bari şu tatlılıkları paylaşıyım da hepimizin yüzünde bir tebessüm oluşsun istedim :)


Allah tatlığınaa :)

Bir kaplanım olsun istiyorum:(

Dilini yerim senin :)



Kedi de istiyorum :((

Hahaaha şebelek:D



Ya ben sizi ısırırım!

Sen ne tatlısın öyle yusyuvarlak allahım yicem.


Tonton şey :)



Şapşaaal :)

Hepinize mutlu günler diliyorum :)

Pazartesi, Şubat 27

Gözleri Yağmurdan Bile Islaktı

Kapı çaldı.Koşarak açmaya gitti ve açar açmaz hemen boynuna atladı.Kimin geldiğine bakmamıştı bile.Sevdiği adam gelecekti çünkü.Saatlerce süslenmişti onun için.Ne giyeceğine bir türlü karar verememiş,annesine danışmıştı.Ama annesinin önerdiği kıyafetleri de beğenmemişti.Çok güzel olmalıydı.Dünyadaki en güzel kız olmalıydı o gün için.Sevgilisi gelecekti çünkü çok güzel görünmeliydi gözüne.Oysa bilmiyordu ki sevgilisi onu her haliyle beğeniyor giydiği kıyafeti hiç önemsemiyordu.Hatta bir keresinde gittikleri bir gezide onu pijamalarıyla  görmüştü.Ve hayran kalmıştı.Çok doğaldı güzelliği,bambaşkaydı.O an bir kez daha aşık olmuştu sanki.Öyle seviyordu ki onu.İçindeki ona olan arzu o kadar derin ve içtendi ki...Ona bir anlatabilseydi.Ama kendine bile anlatamazken kendine bile ifade edemezken nasıl olurda kelimelere dökebilirdi aşkını?Onun gözlerine baktığında hissettiklerini,gözünden düşen bir damla gözyaşında içinden birşeylerin kopup gittiğini nasıl anlatabilirdi...Ona sarıldığında koklamaya doyamadığı kokusunu içine çekerdi çekebildiği kadar.Bir şelale gibi akıp giden saçlarıyla oynardı.Hiç bırakmak istemezdi onu.O onun hayatının aşkı,evlenmek istediği kadındı.Sadece okulunun bitmesini ve kendi parasını kazanacağı zamanı bekliyordu.Ama çok sabırsızdı.Bir an önce evlenmek istiyor,onun karısı olacağı anı iple çekiyordu.Birlikte sıcacık bir yuva kuracaklar ve birbirlerinden bir daha asla ayrılmayacaklardı.Ona söz verdiği gün canlandı aklında.Yağmurlu bir gündü...Sanki yağmur onları köşeye kıstırmak için yağıyordu.Saklanacak bir yer bulana kadar sırılsıklam olmuşlardı.Yağmurdan kaçarken bile eleleydiler.Onunlayken ıslanmanın bile güzel olduğunu düşünmüştü.Sanki kız da aynı düşünceleri paylaşıyormuş gibi gülümsedi ona.İçini eritmişti yine gülümsemesi...O da sevdiğine gülümseyerek karşılık verdi.Ellerini avuçlarının içine aldı ve o bakmaktan asla bıkmayacağı gözlerine baktı.O da beni asla bırakma aşkım dedi aşık olduğu adamın gözlerine bakarak.Öyle derin bakıyordu ki sanki yüreğinin içini görüyordu.Ellerini biraz daha sıkarak söz veriyorum seni asla bırakmayacağım dedi.Ve delicesine sevdiği adamın göğsüne yasladı başını.Orası güvenliydi.Orası onun sığınağıydı.Orası huzur bulduğu yerdi...Ama karşısındaki onun hastaneye kaldırıldığını söylüyordu.Sarıldıktan sonra geri çekildiğinde karşısında sevdiği değil onun en yakın arkadaşı vardı.Bir kaza yapmışlardı.Hava çok yağmurluydu sevgilisine bir an önce kavuşmak için hızlı sürüyordu.Birden direksiyonun kontrölünü kaybetmişti.Emniyet kemerini takmadığından ağır yaralanmıştı.Kendisiyse hem arabanın arkasında hem de emniyet kemeri takılı olduğu için ufak bir sıyrıkla kurtulmuştu.Kız son kelimeleri duymamıştı bile.Kelimeler kafasında dönüp duruyordu.Kaza,ağır yaralı,direksiyon,yağmur...Zorlukla beni hastaneye götür diyebildi.Başı dönüyordu.Bayılmamak için arkadaşına tutundu.Arkadaşı olmaz demeye yeltendi.Kız derhal dedim dedi hissizleşmiş bir şekilde.Afallamıştı.Yolun nasıl geçtiğini anlamamıştı.İçinden bildiği tüm duaları okudu yalvararak.İçindeki kopan fırtınayı dindirmeye çalışıyor dışarı yansıtmıyordu.Hastaneye gittiğinde bekledi bekledi bekledi...Bu ona sonsuzluktan fazla gelmişti...Doktor çıktığında ayağa kalkacak hali olmamasına karşın ayağa fırladı son gücüyle.Yüzünden anlamıştı.Yorgun bedeni kendisini taşıyamadı ve yere yığıldı.Yine de duymuştu o soğuk kelimeyi.Ölüm...Oysa sevgilisinin elleri sıcaktı oysa ona karşı beslediği duygular sıcaktı oysa gözyaşları sıcaktı...Hani söz vermişti hani hiç bırakmayacaktı onu...Neden?Neden!O gün kendilerini ıslatan ama içlerini ısıtan yağmur sorumlusu oydu lanet etti.Şimdi gözleri yağmurdan bile  ıslaktı...




Siz beğendikçe ben de yazıyorum.Bu üçüncü öyküm :) Bu en abartılısı oldu sanırım :D Biraz duygusal takılmak istedim.Ve çok mu vıcık vıcık olmuş yani aşk konusunda.Fikirlerinizi esirgemeyin benden :) Saçma olmuşsa saçma olmuş deyin ya da şurası şöyle olsaymış daha iyi olurmuş deyin ne düşünürseniz söyleyin :)
Şarkısı da bu olsun mu :) Tık tık.
Bütün gün dinledim neredeyse.Tarih dersinde de uyuttu beni gözlerim gitti :)

Pazar, Şubat 26

Piyano&Yağmur :) Peter Broderick&Huzur
















Biraz huzur bulmak istiyorsanız müziğin sesini açın ve arkanıza yaslanın...En azından bana huzur veriyor :)
Bu adamı ilk şuna rastladığımda tanıdım.Dedim adam güzel çalıyor iş var diğer şarkıları da güzeldir dedim bir bakıyım dedim arattım youtube'da bayıldım yahu!Ne güzel bir ses o :) Ne güzel bir yetenek o hem piano çalıyor hem de gitar çalıyor :) Bence bir dinleyin canlarım.Çok hafif bir sesi var.
Bu arada o şarkı:


Öyle bir rahatlattı ki bu parça beni...Kendimden geçtim:)

Cumartesi, Şubat 25

Mutfak Yalnızlık Kokuyordu


İnsanlardan hep uzak yaşamıştı.Neden diye düşündü.Kendisine itiraf edemese de biliyordu cevabı.Kalbinin kırılmasından yine terkedileceğinden korkuyordu.Terkedilmek...İçi ürperdi hatırlayınca.Elini havada savuşturdu sanki düşüncelerini dağıtabilecekmiş gibi.Yürümeye devam etti.Eve varmasına az kalmıştı.Çok küçük adımlar atıyordu.Eve ne kadar geç ulaşsa o kadar iyiydi onun için.Bir bekleyeni olmayınca ne anlamı vardı eve gitmenin?Belki de bir köpek almalıydı.Ama şimdi kim uğraşcaktı onun kılıyla tüyüyle.Hem sevmezdi ki köpekleri.Kedi mi alsaydı?Onlar da nankör yaratıklardı.Sonunda evcil hayvan almamaya karar verdi.Bu sırada merdivenlerden yavaş yavaş çıkıyordu.Bir gerçeği fark etti.Hiçkimseyi hiç bir canlıyı sevmiyordu.Kendisinin de sevilmemesinin nedeni buydu belki de.Bir köpeği olsaydı sevgisizlikten kendisini terkederdi.Emindi buna.Yine o soğuk kelime...Düşününce sabaha kadar uyuyamadığı o midesine ağrılar girmesini sağlayan o iğrenç kelime!Bu sırada anahtarı kapının deliğine soktu.Yavaşça çevirdi.İsteksiz adımlarla eve girdi.Kapıyı kapattı ve elindeki poşetleri mutfağa bırakmaya gitti.Mutfağı yalnızlık kokuyordu.Terkedilişin de keskin kokusuyla birlikte harmanlanarak.Adeta kendisiyle dalga geçiyorlardı.Poşetten çıkardığı herşey tek kişilikti.Sadece ona yetecek kadardı.Hiç misafir gelmezdi ki evine.Oysa o varken hiç eksik olmazdı misafirleri.Bir gün arkadaşlarını çağırmıştı eve.Kendisiyle birlikte on kişi ediyorlardı..Annesiyle kavga etmişlerdi hatta bu yüzden.Annesi hiç sinirli bir kadın değildi.Çok sakin ,sevimli ,misafirlerini en iyi şekilde ağırlayan iyi kalpli bir kadındı.Ama arkadaşlarını çağırdığını haber vermediği için sinirlenmişti.O gün ilk defa büyük bir kavga etmişlerdi.Gerisini hatırlamak istemiyordu.Gözlerinden yaşlar yavaşça yanaklarına indi.Kendisine lanet ettiği , unutmak istediği ama hiçbirzaman aklından çıkmayan o an canlandı gözlerinde.Annesine seni sevmiyorum demişti yüzüne haykırarak.Sonra ikisi de kalakalmıştı.Öyle demek istememişti.Gerçekten herşeyiydi onun hiç sevmez olur muydu!Sonra annesi bir iki adım gerilemiş ve yere yığılmıştı.Donakaldı.Ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette sadece annesine bakıyordu.Allahtan evin yardımcısı sesleri duymuş ve ne olduğuna bakmaya gelmişti.Hanımının yerde yattığını görünce hemen ambulansı aramaya koştu.O sırada o annesinin yanına oturdu.Onun tombul ama sevimli elini avcunun içine alarak sıktı öptü kokladı.Gözyaşlarının aktığının farkında bile değildi.Çok sakindi.Ama içinden öyle bir haykırıyordu ki!Özür dilerim.Özür dilerim.Özür dilerim annem...Yardımcı döndüğünde onu annesine sımsıkı sarılmış olarak buldu.Çocuğu sakin bir şekilde ondan uzaklaştırmaya çalıştı ama başaramadı.Ambulansın sirenleri duyuldu.Görevliler hemen içeri koşup kadını sedyeye taşıdılar.Çocuğu zor ayırmışlardı kadından.Ama artık çok geçti.Onun ''öldüğünü söylediler'' yardımcıya.O da duymuştu.Hayır ölemezdi!Kendisini terk edemezdi.Yeter diye bağırdı.Daha fazla düşünmek istemiyordu.Annesinin ölümünden sonra çok şey değişmişti.Hiçkimseyle arkadaş olmamıştı.Çünkü annesinin ölümü arkadaşlarının yüzündendi.Hiçkimseyi sevmiyordu.Çünkü hayatında en çok sevdiği kişi ''seni sevmiyorum'' dediği için  ölmüştü...


Öykü yazmayı sevmeye başladım.Sizce nasıl olmuş fikirleriniz benim için çok önemli:)

Perşembe, Şubat 23

Tutti Furutti(Cristina Otero)

Canım çekti ya.Ferah ferah hepsi de mis gibi ohhh :))
Çeken İspanyol fotoğrafçı Cristina Otero :)














Çarşamba, Şubat 22

With Or Without You


Orada o kızın yerinde olmayı istemek... Bu aralar çok dilime dolandı sürekli bunu dinliyorum :)

With Or Without You
See the stone set in your eyes
See the thorn twist in your side
I wait for you

Sleight of hand and twist of fate
On a bed of nails she makes me wait
And i wait without you

With or without you
With or without you

Through the storm we reach the shore
You give it all but i want more
And i'm waiting for you

With or without you
With or without you
I can't live
With or without you

And you give yourself away
And you give yourself away
And you give
And you give
And you give yourself away

My hands are tied
My body bruised, she's got me with
Nothing to win and
Nothing left to lose

And you give yourself away
And you give yourself away
And you give
And you give
And you give yourself away

With or without you
With or without you
I can't live
With or without you

With or without you
With or without you
I can't live
With or without you
With or without you

Belki mırıldanmak istersiniz diye sözlerini yazdım.Daha doğrusu kopyaladım :p Çok güzel yaaa

Salı, Şubat 21

En Sevilenler Mimi *

Sevgili deep  beni mimlemiş.Çok güzel sorular var gerçekten.


Haydi başlayalım bakalım zaten geç kaldım yapmak için:)

1.En sevdiğin şeyler nelerdir,nelerden hoşlanırsın vb.
Nelerden hoşlanmazsın diye sormalıydın herşeyden hoşlanırım ben.
Hayvanları çok severim.Özellikle köpekleri.O kadar sevimliler ve sadıklar ki! :) İlerde 5-10 tane köpek beslemeyi düşünüyorum:)
Doğayı çok seviyorum.Kendi başıma sahile gelip denizi seyretmeyi...Yanımda defterimle.Bazen ilham geliyor ehe ehe.
Denizyıldızını da çok severim ben.Bayılırım.Aşığım.
Gülmeyi,güldürülmeyi severim.Ama nolur gıdıklamayın gülmekten ölürüm yoksa :))

Yağmurun damlalarını dinlemeyi,yağmurdan sonraki toprak kokusunu,ıslanmayı,yağmurda dans etmeyi...
Denizi çok severim.Kendimi en özgür hissettiğim yer.Ait olduğum yer.Ölmek istediğim yer.Denizin beni anladığına inanıyorum.O kadar bütünleştik ki artık.Dalgaların beni daha ileriye götürmek için varolduğuna zannederdim küçükken.Evet bebekliğimden beri denizdeyim.Deniz büyüttü beni :)
Macerayı çok severim.Gezip görmeyi yeni birşeyler öğrenmeyi de severim.Özellikle tehlikeli sporlardan çok hoşlanırım.Baya araştırdım.Paragliding,bungee jumping,skydriving,climbing,helibiking,rafting,scubadiving,windsurfing.Bunları kafadan yazmıyorum.Hepsini yapıcam.İlk kolaylardan başlarım sonra gitgide tehlikeli olanlara gideriz.Horsebackriding diye birşey var nehrin kenarında ormanlarda kısaca doğayla içiçe birşekilde at üstünde oluyorsunuz.Harika birşey!
Yemek yapmayı çok severim.Daha doğrusu severdim yapmasını bilseydim :)
Yemek yemeyi çok severim ama.Yiyecek içecek olarak sevdiklerime gelelim şimdi.Gazozu çok severim.İçinde çikolata olan herşeyi severim.Çikolatalı pasta,sıcak çikolata,çikolatalı kek vs vs.Herkes nutellayı seviyor ya ben işte onu pek sevmiyorum.Şaşırdınız dimi napalım :/ Cevizi çok severim.Portakal suyu(ama elde sıkılmış olacak),brokoli ımmm bayılırım brokoliye hastasıyım.Kahve pek fazla sevmem.Eriğe bayılırım tuzlu tuzlu böyle ooooh canım çekti :)Elmayı ,üzümü,kirazı,muzu,kiviyi tüm meyveleri severim.
Oyuncakları çok severim.Hiç klişe değil bana göre.Bana bir peluş alanın kırk yıl kölesi olurum.Puzzleı severim.
Rahat kotlarıma aşığım.Giyecek birşey bulamadım mı kotlarım yetişiyor imdadıma altına da convers tamamdır!
Plakları da çok seviyorum.Artık plak mlak kalmadı ama ileride evime gramafon almayı düşünüyorum.
Takıları çok severim.Yüzükleri kolyeleri küpeleri filan.Kolye önemlidir benim için uyduruk olmamalı.Ama yüzüklerin küpelerin kalitesine fiyatına takılmam görünüşü yeterlidir benim için.
Okumayı da çok seviyorum.Eğer kitap sürükleyici ise bitirmeden duramam aklım kalır.
Bu kadar yeter daha ilk sorudan bu kadar uzun tuttuysam :D Ama herşeyi seviyorum napiyim daha bir sürü şey sayabilirim yeterki isteyin :p :)
2.Bilgisayarda vaktini neler yaparak geçirirsin?
Herşeyim bilgisayarımda diyebilirim.Çok önemli  benim için.Gizli olan gizli olmayan herşeyim bu aletin içinde.

Film izleyerek.Çoğu zamanımı film izleyerek değerlendiriyorum.Çok severim film izlemeyi.Ailemle arkadaşlarımla özellikle de tek başımayken.Çünkü film seçme derdi olmuyor.Benim beğendiğim filmi arkadaş da beğenecek mi derdi olmuyor.Rahat rahat izliyorum cipslerimlen :)









Sonra sizin yazılarınızı okumaktan hoşlanıyorum.Yorum yapmayı cevaplarınızı  okumayı seviyorum.Hepinizi çok seviyorum gerçekten :)
Bilgisayarım=Müziklerim.Müziksiz bir bilgisayar düşünemiyorum.Sırf bilgisayarımın hafızasını müziklerim kaplıyor neredeyse.Bunu yazarken bile dinliyorum hatta.Tık tık :)
3.En sevdiğin filmler nelerdir,veya izlediğin ve hafızanda kalan veya kesinlikle izleyin dediğiniz?
Bu bana sorulacak soru mu?Hiç susmam ki şimdi ben.Esaretin Bedeli,3 Idıots,Sil Baştan,Black,Fight Club,Kalbini Dinle,50 İlk Öpücük,Gün Doğmadan,Milla jovoviche bayılıyorum ve millo jovovich=ölümcül deney.İncir Reçeli,Kır Zincirlerini,İçimdeki Yangın,Ben Efsaneyim,Milyoner,Sihirbaz,Leon,Not:Seni seviyorum,Bay evet,Click,Dejavu,Dalgalara Karşı,Koku,Savaş Atı.Aklıma gelenler bu kadar.
4.Şu sıralar almak istediğiniz şeylerin listesini yapsanız bunlar neler olur?
İlk başta profosyonel makina gelir tabii.Fotoğraf çekmeyi çok istiyorum.Öyle her kamerası olan fotoğrafçı olmuyor ne yazıkki.Fotoğraf çekmek de bir sanat bence.Bu sanatın inceliklerini öğrenmek istiyorum:)
Kocaman bir motor.Neydi markası bilmiyorum işte şu

Bebeğimm yaaa.
Tabi ilk ehliyet şart :(













Bir de bir laptopum olsa fena olmazdı.Masaüstüyü her yere götüremiyoruz malum.
5.Şu sıralar en çok dinlediğiniz şarkılar?3 tane
İlk başta Give It a Go  Sürekli bunu dinleyip dans ediyorum kendi kendime.
İkinci olarak Flo Rida-Good Feeling Ecemle ooooooooo samtayzz diyip kopuyoruz çok eğlenceli.Bugün en az 5 kez dinlemişizdir :)
Ve Someone Like You-Adele Evde kareokesini yapıyorum sürekli ya çok güzel gerçekten de :)
Baya uzun oldu sanırım  çenem düşüktür de biraz.Bu arada konuşmayı da severim. :P


                                                           Mimlediklerim
                                                              Pingocuk
                                                                Zeynep
Çok kişiyi mimleyemedim.Mimleyeceğim bazı kişiler mimlenmiş zaten :) Yapmak istemiyorsanız yapmak zorunda değilsiniz.Ama isteyen herkes yapabilir hiç çekinmesin:) Bir dahaki mime kadar hoşçakalın :)

Pazar, Şubat 19

Gerçek Aşkı Aramak Suç Mu?

Bu arada bugün Feyza'nın doğumgünüydü ya.Evet eğlenmedik değil eğlendik.Özellikle tabu oynamak çok zevkliydi gerçekten.Bu arada övünmeden olmaz biz kazandık öhöm öhöm :*


Ama bilmiyorum.Ben bir insana ısınamazsam onun yanında çok sıkılıyorum.Bunu ne kadar belli etmemeye çalışsam da daha da belli ediyorum.Eğer ona kanım ısınmamışsa etrafa gülücükler saçan ben sus pus oluyorum.Sanki ben ben değilim.Etrafı izliyorum.Sohbete çok katılmıyorum.Böyle de bir lanet huyum var.


Sürekli erkek meseleleri konuşan kızlardan sıkılıyorum.Sürekli salakça şeylerden konuşan kızlardan sıkılıyorum.Sürekli kendiyle övünen kızlardan sıkılıyorum.Ya arkadaşım kendini ne bok zannediyosun sen ya?Sen de insansın ben de.Ötesi yok.Alt tarafı bu dünyadaki ufak bir bok parçasısın.(Özür dilerim sinirlendim:/)
Özellikle şu erkek meseleleri -,- Allahım içim bayılacak.Yok şu şu çok yakışıklı.Yok eğer sen ona karşı hiçbirşey hissetmiyorsan ben onunla çıkabilirim.Bunu en yakın arkadaşı en yakın arkadaşının eski sevgilisi için söylüyor.O da diyor ki yok canım al senin olsun.YUH!


Yok abi ben o kadar geniş biri değilim.Bunu söyledikten sonra kah kah gülüyorlar bir de .Ben de ayıp olmasın diye şöyle bir gülüyorum.Bu arada onu söyleyen kızın da sevgilisi var.


Ya bu devirdeki kızların halini hiç iyi görmüyorum.Bu ne biçim aşk kardeşim?Benim eski sevgilim için böyle birşeyler diyecekler ha:S Ya hayır birincisi diyemezler zaten ben öyle bir insan değilim.İkincisi hala onu seviyorum.Ya o senin sevgilindi ya!Anlamıyorum.Hiç mi birşeyler hissetmedin ona karşı da böyle rahat olabiliyorsun.Gerçi onlar öyle insanlar olmadıkları için sorun olmuyor.Bir gün birisiyle çıkıp ikinci gün başka biriyle çıkan kızlardan ne beklersin ki?Gerçek aşk bu mu yani?


Of of.Ben mi abartıyorum acaba.Ben mi deli gibi seviyorum sadece?Ben miyim 6-7 aydır onu unutamayan.Başka birisiyle asla çıkmayan.Çıkmayı bırak düşünemeyen.Onu unutmadan onu aklımdan silmeden asla biriyle sevgili olamam.Olursam bana da yazık ederim sevgili olduğum kişiye de ona da.


Ayrıca ben gerçek aşkı arıyorum.Gerçek aşk taraftarıyım.Benim gerçek aşkım oydu.Ruh ikizim oydu,biliyorum.Onun için ondan başkasını düşünemeyişim.Ama o da imkansızdı.Olmaması gerekiyordu.Bu yüzden ayrıyız.Normalde onu unutmam hayatıma devam etmem gerekiyordu.Ama olmuyor işte.Unuttum diyince bile hatırlıyor insan.Ama aklımdan çıkarmam lazım onu.Onunla olamayız.Öyle işte nedenini sormayın.


Yavaş yavaş alıştırmalıyım kendimi.Bana soruyorlar.Sevgilin var mı diye yok diyorum.Şaşırıyorlar sanki bu devirde biriyle çıkmak şartmış gibi.Ters ters bakıyorum.Ne yani gerçek aşkı aramak suç mu kaarşim?


Ama bir gün birisi çıkacak karşıma.İşte o zaman herşey farklı olacak inanıyorum.Belki henüz erken.5 yıla kadar birisiyle çıkmıycam.Kendime söz verdim.Belki ondan sonra kim bilir :)


Ha haber vermeden olmaz Ayşe Kulin'in Köprüyü almıştım kütüphaneden dedim ya aldığım gün bitirdim.Hepinize tavsiye ederim.Benim hoşuma gitti :)

Black-Siyah

Dün gece izlediğim film hayatımda izlediğim en dramatik filmdi.Esaretin Bedelini de çok sevmiştim.Gözyaşlarımı tutamamıştım.Ama bu başka abi ya.Neredeyse izlemeye doyamadığım filmleri geçecek durumda o derece yani :p Size empati yapmayı öğreten halinize şükretmenizi daha iyi anlatan bir film yok.O kadar!Sinirlendirmeyin beni yahu.
Filmin afişi budur ağalar.




Adı ne mi?Black.Siyah yani hepiniz biliyorsunuzdur bunu ehe ehe. 


Film Hindistan yapımı.Hep böyle bir küçümseyerek bakardım Hint filmlerine.Ya küçümseme değil de ne bileyim böyle sürekli saçma saçma dans eden insanlar canlanırdı gözümde Hint filmi deyince.Ama artık öyle bakmıyorum.3 idiots ve bu filmden sonra hayır.3 Idıots'a bayılmıştım ya o ne güzel senaryodur öyle.O ne güzel oyunculuktur kardeşim.Bu filmde öyle.Oyuncular harikaydı.Özellikle Michelle'nin küçüklük halini canlandıran kıza hayran kaldım.Çok beğendim.Çok etkilendim.Anlayın artık be çok iyi işte!


Gelelim özetine: 

Hayatını karanlıkta yaşamaya mahkum sağır ve kör biz kızın,öğretmeni sayesinde hayatın abecesini öğrenmesinin konu edildiği,dram yönünün sömürülmeyip sadece ortaya konulduğu,sürükleyici ve izlenesi bir eser.(Burada kesinlikle haklılar)Kızlarına belli kalıpların içerisinde baktıkları için başarılı olamayan bir aileye,öğretmen bakış açısının bolluğuyla karşılık veriyor ki  bu sayede imkansızı -bu da asla öğrencisine öğretmediği bir kelime- başarıyor...


Evet bu sinemalar.com daki yorum girip sizde oradan okuyabilirsiniz.Ama bence yeterli olmamış.Yani daha güzelce anlatsalarmış daha çok ilgiyi çekebilirlermiş filme.Çünkü gerçekten çok kaliteli bir film.Hakkının yendiğini düşünüyorum.

Neyse ben geleyim film hakkındaki düşüncelerime.


Bir anne baba düşünün.
Çocukları oluyor.Ne kadar sevindiklerini düşünün.
Sonra çocuklarının dünyanın güzelliklerini göremediğini ve hiçbir zaman bir kuş cıvıltısını duyamayacağını düşünün.Yani kendinden bir parça olan biricik kızı sağır ve kör.Adı da Michelle.
Onun kapkaranlık dünyasında hapsolduğunu düşünün.Onu anlayamadığınızı ve onun sizi anlayamadığını düşünün.
Çocuğunuzun yemekleri vahşi bir hayvan gibi yediğini etraftakilere saldırdığını kendine zarar verdiğini düşünün.
Bir de çocuğun yerine koyun kendinizi.Herşey karanlık ve herşey sessiz.Nasıl hissedersiniz?
Şu sahnede çok etkilenmiştim.Ailesi kızına çan takmıştı bir inek gibi.Nerede olduğu belli olsun diye sonra öğretmeni çanı hemen çıkarmıştı.Çocuğunuza insan gibi muamele göstermezseniz insan gibi davranmaz demişti.


Bu arada öğretmen kızı eğitmek için gelen kişi.Ama çok değişik bir eğitme tarzı var.Biraz şiddetli.Ama şiddet dediğim kızı dövmüyor yani.Neyse işte bu ailenin hoşuna gitmiyor tabi.Baba adamı kovuyor.Sonra baba iş seyahatine çıkıyor ve 20 gün evde olmuyor.Bu sırada öğretmen gitmiyor.Bana 20 gün verin ona kelimelerin anlamını öğreticem diyor anneye.Annesi ikna oluyor en sonunda.Ama öğretmenin bir şartı var.20 gün boyunca kızını görmek yok.Adam başlıyor buna öğretmeye.Her nesneyi getiriyor.Ona dokundurtuyor ve avcunun içine işaret diliyle yazıyor.Ama kız anlamıyor tabi ilk başta.Sonra annesi süre doldu öğretemedin üzgünüm yarın kocam geliyor o yüzden yarın sabah gitmiş olmalısınız diyor.Sabah oluyor kızı alıyor.Annesiyle öğretmen konuşurken baba geliyor.Hemen gidin bu evden filan diyor.adam eşyalarını topluyor.Sonra kız yine yemeyi eliyle bir hayvanmış gibi yiyor.Ben sana ne öğrettim diyerek koşarak merdivenlerden inip kızı sarsıyor filan düzgün yemesi için..O sırada kız bu adamın üzerine sürahideki suyu döküyor.Burada çok güldüm.Adamın yüz ifadesi çok komik ama :D Adam ben sana gösteririm şimdi suyu diyip bunu bahçeye çıkarıyor ve çeşmeye atıyor kızı.Sonra kızın ilk öğrendiği kelime su oluyor.Daha sonra herşeyi öğretmeye başlıyor.Üniversiteye bile gidiyor kız öğretmeninin sayesinde ve kendi azmiyle.Sonra bir gün öğretmeni gidiyor.Michelle(kızın adı) yıllarca onu arıyor.En sonunda çeşmenin orada buluyor.Ama hiçbirşey hatırlamıyor öğretmen.Bu sefer kız ona herşeyi öğretiyor.İlk öğretti kelime de su :) Öyle yani biraz uzun anlattım galiba.Ama izleyin lütfen izleyin lütfeeen:)




Gelelim film hakkında genel bilgilere.
Filmin adı :Black
Yapımı:2005 Hindistan
Tür:Dram
Süre:122 dakika
Yönetmen:Sanjay Leela Bhansali
Oyuncular:Rani Muckherjee,Amitabh Bachchan,Nandana Sen,Ayesha Kapoor,Sillo Mahava,Chippy Gangjee,Arif Shah,Kenny Desai,Jeroo Shroff 
Senaryo:Sanjay Leela Bhansali 
İmbd puanı :8.0



Üst Üste Pasta Immm

Dün çok güzel bir gündü.Coğrafya hocamızın doğumgünü vardı onu kutladık sınıfta.Gerçekten iyi bir adam.Bizi sınıfça sinemaya götürmüştü bir keresinde.Ve tüm parayı o ödemişti.Biz hayır hocam olmaz öyle şey dememize rağmen illa o ödedi.Biz de ne yapsak da altında kalmasak diye düşünürken doğum günü olduğunu öğrendik başladık hazırlıklara.


Normalde perşembe günüymüş ama biz cumartesi kutladık.Perşembe olunca herkes katılamıyordu çünkü.Aramızda para topladık ve iki kişi pastayı ayarlayacaklardı.Baya güzel seçmişler yani harikaydı cidden tadı :D Bir sürü fotoğraf filan çekildik hoca çok mutlu oldu :) 


Son iki derse geldiği için ders kaynadı ayrıca güzel oldu :D 


Bu arada hocada bir program varmış.Cinler olduğu zaman gösteriyormuş.Bize de gösterdi nasıl çalıştığını.Radar gibi tarıyor etrafı ve bulunca nokta halinde gözüküyor.Bir kere yaptık.Cidden birşeyler çıktı.Sonra yine denedik 10 dakika bekledik birşey çıkmadı.Ama ben pek inanmadım ya açıkçası :/ Öyle şey mi olurmuş.

Bugün de Feyzanın doğumgünü :) Pasta üstüne pasta yiyicem anlayacağınız ehe ehe.Feyza bizim dershaneden tam benim kafadan.Çok iyi anlaşıyoruz maşşallah suphanallah.Ona çok güzel bir hediye aldım.Kar küreleri oluyor ya işte o.Üzerinde de mutlu yıllara yazıyor.Annemle aldık.Ben çok beğendim umarım o da  beğenir. :) 


İşte şu yanda gördüğünüz şey :)









Neyse canlarım benim artık hazırlanmam lazım 1de orada olucam.Ama evleri çok uzak yani o yüzden (a) Yoksa saatlerce hazırlanan bir insan değilim :O Öpüldünüz :*

Cuma, Şubat 17

Her Şekliyle Aşk :)



Düşündüm Ki

Bugün içimde bir sıkıntı var.Sebepsiz yere ağlıyorum.İnsanların kalbini kırıyorum onları üzüyorum.Annemi ağlattım.Sonra onu üzdüğüm için oturdum ben de ağladım.Ama özür dileyemedim.Gururum el vermedi.Aslında gerektiği zaman özür dilemesini bilen biriyim.Öyle çocukluklar yapmam haksız olduğum zamanlar özür dilememek gibi.Ama bugün farklı.Bugün iyi değilim.


Okuldayken birden bedenimden bir ürperti geçtiğini hissettim.Dersimiz boştu.Yani hoca serbest bırakmıştı.Kaloriferin yanına gittim.Ayakta durma yerine otur dedi.Çok üşüyorum deyince kaloriferin yanında oturan arkadaş kalktı yer verdi sağolsun.Gözlerinden öpüyorum :* Ayrıca cam kenarı olduğundan baya dışarıyı seyrettim.Düşündüm.

Onu.Sürekli yaptığım gibi.Hatalarımı düşündüm.Onu bırakmamam gerektiğini düşündüm.Bir daha kavuşursam asla bırakmayacağımı düşündüm.Onu ne kadar özlediğimi onsuz ne kadar yalnız olduğumu düşündüm.Yalnız derken evet arkadaşlarım var dostlarım var ailem de yanımda.Ama onunla bunların daha anlamlı olduğunu düşündüm.Geçmişe dönebilseydik asla ondan ayrılmazdım.ASLA!Yaptığımın salaklık olduğunu fark ettim çünkü.Ben ondan ayrı kalmak istemedim ki...

Sonra hayatımın ne kadar boş geçtiğini düşündüm.Bir anlamı var mıydı gerçekten? Yaşamamın bir anlamı var mıydı?Kendimi içi boş bir ceviz kabuğu gibi görüyorum.Hiç derslerime çalışmıyorum.Dersaneye gidesim gelmiyor.Aslında tekrar etsem her gün on dakika ona bile şükür edicem.Ama yok.Nasıl geçip gidiyor zaman anlam veremiyorum.Çalışıcam diyorum yarın olmuş bile çalışmadan.Hayır bir insan bütün gün boyunca ne yapabilir?Bilgisayar benim için zararlı bir şey gerçekten de.Aslında yaptığım kötü bir şey yok.Facebooktan bilenkazanır oynuyorum sürekli.(Bilgi yarışması)Kafayı takmış durumdayım.Ama her şey genelkültür değil.Dersler de önemli.Martta sınavlar başlıyor bile.

Şimdi gidicem ve ders çalışıcam.Hem biraz olsun onu kafamdan çıkarmış olurum :) Ailemi hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.Onları gerçekten çok seviyorum.Emeklerini benim iyiliğimi istediklerini anlıyorum.16 yaşındayım.Artık herşeyin farkındayım.Büyüyorum olgunlaşıyorum :) (Ailesini sevmeyen ergenlerden de tiksiniyorum ayrıca -.-) 


Mutluyum aslında genel olarak.İşte bazen böyle durgunluklarım oluyor o kadar.O da herkese oluyordur diyip kendimi rahatlatıyorum ehehe.


Bu arada bugün okulumuzun kütüphanesinden(Amerikadaki Kongre Kütüphanesi bile yarışamaz o derece büyük) Ayşe Kulin'in Köprü adlı kitabını aldım.Hemen okumaya başladım.Çok sevdim.Boş derslerimizde sürekli okudum 100. sayfasına geldim bile.İnşallah bugün bitirebilirim.Ders çalıştıktan sonra okursam bitiririm büyük ihtimal.

Ayrıca yaş sınırından dolayı izleyemediğim Karanlıklar Ülkesi: Uyanış'ı da izliycem-,-.Sonra da biraz piano çalışırım belki.Aaa bu arada size söylemedim değil mi?Dinleyin o zaman bomba haber: Someone Like You var ya Adele'nin işte onu piyanoda çalabiliyorum canlarım :) İnsanlık için küçük benim için büyük bir adım.Baya yol kat ettik hocayla.O kadar tatlı bir bayan ki çok seviyorum.Sürekli gülüp eğleniyoruz.Genç olmasının da etkisi var tabi :)


Benden size gelsin o zaman :) Görüşürüz :*

Perşembe, Şubat 16

Ben Hikaye Yazarsam Anca Romantik Olur Zaten



Ayrılığın ne demek olduğunu bilmiyor
lardı.Bilmek istemiyorlardı.İkiside birbirini bırakmamaya söz vermişti.Sonsuza kadar!Onların
aşkı sonsuza kadar sürecekti.Sıkı sıkı kenetledikleri ellerini ayırmamaya söz vermişti onlar
Birlikte oldukları zaman son konuşacakları şeydi ayrılık.Kız:Beni bırakma lütfen dayanamam..
demişti.Oğlan:Asla sevgilim,asla!Sensiz yaşayamam.Ve sonra gözleri huzurla kavuştu manzara-
nın eşsizliğinde...Kız sevdiği oğlana daha da sokuldu...Ona yaslanmak güç veriyordu ona.Her
saniye hissediyordu bunu.Çok sevinmişti oğlan sevdiği kız ona daha da yakınlaştığı için.Böy-
lece içine çekmekten doymadığı kokuyu-sevgilisinin kokusunu- daha da içine çekebildi.Doymu-
yordu kokusuna.Doyamıyordu!İçine çektiği her an içinin en derininde patlamaya hazır bir yan-
ardağ olduğunu hissediyordu.Çok derindi bu.Kokusu onu ateşliyordu sanki.Kız ise sevgilisinin 
düşüncelerini okumuş gibi gülümsedi.Böyle birşey nasıl olabiliyordu?!Bir gülümseme insanın
içine böyle nasıl işleyebilirdi!Nasıl eritebilirdi insanı!Nasıl...Bunu bilmeyi çok isterdi
oğlan.Belki o zaman sevgilisinin taptığı gülüşünün onu eritmesine engel olabilirdi.Düşünmeyi
bıraktı ve o da tatlı bir gülümsemeyle karşılık verdi kıza.Gülüşüne karşılık verene kadar ba
ya zaman geçmişti.Kendini şapşal gibi hissetti.Kızın gülüşü onu etksiz bırakıyordu.Harikay
dı bu duygu.Etkisiz kalmayı severdi eğer sevgilisi ona gülümserse.Ve tekrar manzaraya daldı
gözleri ikisininde.Konuşmadan birbirlerine sevgilerini söyleyebiliyorlardı.Etraflarından sev
gi dalgaları yayılıyordu her saniye.İkiside bunun farkındaydı.Birbirlerine sarıldıkça sevgil
erinin sıcaklığını daha da hissediyorlardı.Bugüne kadar hiç kavga etmemişlerdi.Birbirlerini
kırmaktan korktukları için falan değil.Her konuda mükemmel şekilde anlaştıkları için.Hiç zıt
düşüncelere sahip oldukları bir konu çıkmamıştı.Çıksa bile mutlaka çözüme kavuştururlardı.H
içbirşey onların sevgilerinden daha önemli değildi.Hiçbirşey onları ayıracak kadar önemli ol
amazdı.Kızın elini nazikçe eline aldı ve kokusunu içine çektikten sonra öptü.Kız başını hafi
fçe oğlana çevirdi ve gözlerini kapatarak gülümsedi.O kadar huzurluydu ki.Oğlanı ne kadar se
vdiğini düşündü.Onu sevmenin ona ne kadar huzur verdiğini...Onu sevmenin nefes almasını sağ
ladığını...Ve bunları düşündükçe daha da sevdi oğlanı.Her saniye aşkı büyüyordu.Delicesine
bağlanmıştı ona.Onu görmeden bir saniyesi geçince mutsuz ve huzursuz oluyordu.Birden iyice
yerleştiği güçlü omuzlardan kurtuldu ve dudaklarına küçük bir öpücük kondurup hemen geriye
kaçtı.Çok utanmıştı.Ama kendini daha özgür hissediyordu artık.Daha mutlu.İçinden kahkahalar
atmak geldi ama oğlanın tepkisinden çekiniyordu.Onun tepkisini bekliyordu.İnanamıyordu oğlan
Sevdiği onu öpmüştü.Hem de o alev gibi dudaklarıyla.Kendini  hiç bu kadar mutlu hissetmemiş
ti.Şapşal gibi gülüyordu içinden.Donup kalmıştı.Kahkahalara boğulmamak için zor tutuyordu ke
ndini.Böyle bir mutluluğu daha önce tatmamıştı.Kız onu öptükten sonra hemen geriye kaçmıştı
ve çok utandığı da belliydi.Çevik bir hareketle kızın başını çevirdiği yöne oturdu.Gözlerini
yere indirmişti utancından.Nazikçe başını yukarı kaldırdı kızın.Gözgözeydiler.Sonsuza kadar
böyle kalabilirlerdi.Oğlanın içinde savaşıyordu duyguları.Kızı öpmek için duyduğu delice ar
zu ve kızı korkutmaması için öpmemesi gerektiği gerçeği.Birincisi baskın çıktı ve dudakları
büyük bir açlıkla birleşti.Sabah olduğunda ikiside dün geceyi anımsadılar ve içlerini büyük
bir huzur kapladı.Kız oğlanın göğsünde uyuyordu.Sevgilisini uyandırmadan onu yumuşak bir şek
ilde öpüp ayağa kalktı ve kıyafetlerini giydi çabukça.Ses çıkarmadan.Ona harika bir kahva
ltı hazırlamak istiyordu.Aşağı dereden su almaya giderken dikkatli olması gerekiyordu.Çünkü
bu dağda tehlikeler eksik olmazdı.En büyük tehlike ise ölümcül olan uçurumlardı.Ama kız bili
rdi bu yolları.Sevgilisine kavuşmak için kaç kez geçmişti bu yollardan.Tatlı tatlı şarkı mır
ıldanırken dün gecenin huzuruyla aniden bir ses duygu ve başını  oraya çevirdi.Küçük bir çoc
ukla onu uçuruma sürüklemiş olan kocaman bir keçi.Kız düşünmeden oraya koştu çocuğu tuttuğu
gibi güvenli bir yere attı.Keçide korkup gitmişti.Ama dengesini kaybetti ve uçurumdan aşağı
düştü.Çığlıkları duyuluyordu.Son anda bir dala tutunmuştu ve yukarıya çıkamıyordu.Sevgilisin
in çığlıklarını duyan oğlan koşmaya başladı.Ama dal gitgide kayıyordu ve kızın diğer eli kay
mıştı sadece tek eliyle dayanmaya çalışıyordu.Artık dayanacak gücü kalmamıştı çığlıkları duy
ulmuyordu.Nefesi de tükenmişti.Elini bırakırken ağzından çıkan son şey seni seviyorum oldu..
Ve tam bıraktığı anda sevgilisinin güçlü eli onu yakalamıştı.Onu hemen yukarı çekti ve kucağ
ına oturttu.Kız çok korkmuştu.Sevgilisi ona sımsıkı sarıdı ve korkmamasını onu bir daha hiç
bırakmayacağını söyledi.Kıza güç vermeye çalışıyordu ama kendisi yıkılmıştı.Gözlerinden akan
yaşları kimse görmüyordu.Bu onlara büyük bir ders olmuştu.Bir daha birbirlerini bırakmamaya
yemin ettiler.Ve bir daha asla birbirlerini bırakmadılar.Ayrılığı yenmişlerdi...


Evet.Ne kadar romantiğim değil mi?Bir hikaye yazayım dedim ortaya çıkan bu.Vıcık vıcık bir aşk oldu.Çok abartmışım dimi ya?Ayrıca çok mantıksız.Kahvaltı hazırlayacak dereden su almaya gidiyo :D Hayalgücüme bir kez daha hayran kaldım.Benden adam olmaz.

Pazartesi, Şubat 13

Pişman Olmaktan Korkmayalım



Yaptığınız şeyler için duyduğunuz pişmanlık zamanla geçer;
ne var ki yapmadığınız şeyler için duyulan pişmanlığın çaresi yoktur…”
Sydney J.Haris

Doğru söze ne denir ki :) Keşke şöyle yapsaymışım ya da keşke böyle yapsaymışım dediğimiz öyle çok an var ki.

En iyisi pişman olmaktan korkmayarak yapmak.Hayatı özgürce yaşamanın yollarından biridir belki bu.Sonrasında ne olacağını  önemsemeden o an ne istiyorsan onu yapmak.İlerde içine dert olmaması için.

Gece yatarken bazen aklıma geliyor ulaann keşke şu şöyle dediğinde ben de şöyle deseydim tam cuk diye  otururdu diye:))  Hatta Erdil Yaşaroğlu'nun karikatürü vardı bu konuyla ilgili :)

Benim de çok pişmanlıklarım var kimseye akıl verdiğim yok.Sadece hiçkimse üzülmesin herkes mutlu olsun istiyorum.İnşallah kimse pişmanlık yaşamaz kötü bir şey çünkü ah ah :/

Kısacası canoşlar canınız ne istiyorsa yapın.Gerisini düşünmeyin.Bırakın ne olacağına zaman karar versin.Öpüldünüz :*



Başka Ne İsteriz Ki ? :)

Tüm kadınların ihtiyacı olan bu işte.

Pazar, Şubat 12

Yaş Sınırının Ben Ta!



Bu yazı bol miktarda sinir içerir.Baştan söyleyeyim.
Çok sinirliyim!Çok.Eve gelebildim şükür yolda birisine çatmamak için kendimi zor tuttum.Gelelim ne olduğuna.Dershanedeyken  -tam da matematik dersinde- üstüne üstelik tam konsantre olmuşken birden wake me up when september ends çalmaz mı! Benim telefonumun zil sesi.Bir sessizlik oldu.Hocaya baktım hoca bana baktı.Sonra telefonun yanına gittim.Bir arkadaş hocam kapatmasın şarkı çok güzel dinleyelim dedi allahım ya :D 
Gittim sessize aldım.Telefon dolabına koymaya gittim.Hoca dolaba koysaydın keşke önceden dedi en azından koyarken sessize almış olurdun.Hak verdim.Haklı yani.Dersi bölmeye ne hakkım var sonuçta üstelik bir ders öncesinden söylemişti.Haklı olduğu için hemen özür diledim tabii.Neyse sonra derse devam ettik.Bu arada arayan annem

Dershane çıkışı bizimkilerle yürüyecektik ama birisi(B) plana sonradan dahil oldu minibüse binmek istediği için minibüse binmek zorunda kaldık.Biz ne güzel yürüyecektik oysaki.Her neyse.Aslında o kadar kötü olmadı minibüse binmemiz.Soğuktu zaten hava.Ama onun tavrına benim gıcıklığım.Herneyse.Sonra annemi aradım.Ne oldu filan diye Harmonidelermiş.Bir şeyler yiyorlarmış beni de çağırdı.Ben de olur dedim.3 numara allahtan oraya gidiyormuş dünyalar benim oldu.Tam durağın önünde indim.


Yemek yedik filan sonra oradan foruma geçtik.Sinemaya gidicez.Tam da film havamdayım ama nasıl hazırladım kendimi görmeniz lazım.Karanlıklar Ülkesi var ya aklım sıra ona gitmeyi düşünüyorum.Buraya kadar moralim gayet yerinde.Geldik filmlere baktık.Annem öyle korkunç film istemediği için(Korkunç dediği vampirli oluyor) onlar babamla Berlin Kaplanı'na girmeye karar verdiler.Ben izlemiştim onu çok da beğenmemiştim o yüzden bir daha gidesim gelmedi.Biletleri aldılar.Sıra benim biletime geldi.Karanlıklar Ülkesine bir öğrenci dedi babam.Oradaki görevli gıcık bir tavırla kaç doğumlusun sen dedi 96 dedim ters ters bakarak.Giremezsin dedi.Yaş sınırı varmış.Yaş sınırını ben ta!(Yazar burada küfür ediyor)Ben de tatlı dille iyi de annem babam yanımda onlar izin veriyorsa size ne oluyor dedim? Yavaş yavaş sinirlenmeye başladım ukala bakışlarından.Onun elinde olan bir şey değilmiş.Kültür Bakanlığının şeysiymiş de şikayet edeceksem oraya edecekmişim falan filan.Ben de edicem dedim nereye gerekiyorsa oraya şikayet edicem siz hiç merak etmeyin.Sonra biraz sakinleştim.İyi hadi madem ona giremiyorum bari Ejderha Dövmeli Kız'a giriyim dedim.Onda da yaş sınırı varmış.İyice dellendim ölücem ama sinirimden!Sonra hadi ona da eyvallah bari Neşeli Ayaklar'a giriyim severim animasyon filmlerini onun da saati geçmiş.Böyle bir şans var mıdır arkadaş ya?Sonra tıpış tıpış eve gittim.Haklı değil miyim ama siz benim yerimde olsanız sinirlenmez miydiniz?

14 Şubat Hediye Fikirleri

14 şubat sabahı kadın uyanır uyanmaz;
— Kocacığım! Rüyamda ne gördüm biliyor musun, akşam eve elinde çok güzel bir paketle geliyorsun…
—Eee
— Ben de paketi heyecan içinde açıyorum ve içinden ne çıkıyor biliyor musun?
— Eeeee!!!
— Bir inci kolye! Sence bunun anlamı ne olabilir?
Adam gülümser:
— Bu akşam öğrenirsin sevgilim, der.
Akşam olur adam elinde güzel bir paketle eve gelir.. 
Kadın gözlerine inanamaz; çok heyecanlanır:
- Kocacığım sen bir harikasın!..
Kadın paketi aceleyle açar.. 
Kutunun içinden bir kitap çıkar. Üzerinde;


“RÜYA TABİRLERİ” yazmaktadır!! :)


Ha ha ha! Şu erkekler ne espritüel insanlar değil mi? 14 şubat yaklaşıyor ben kutlayamıyorum bari 14 şubatla ilgili bir şey paylaşayım dedim.Ama zaten bana 14 şubat saçma geliyor.Sırf hediye aldırma çabaları yani.Nasıl para kazanabiliriz diye düşünüyorlar ve böyle abidik gubidik günler çıkarıyorlar.14 şubatın hikayesini biliyor musunuz?Normalde böyle şeyler beni etkiler ama ne bileyim bundan etkilendiğim söylenemez.Bilmeyenler tık tık


Herkes şimdi harıl harıl düşünüyordur ne hediye alsam sevgilime diye.Ben de size bir kolaylık yaptım internetten araştırdım buldum ettim.Alıntıdır bilginize.Zaten rahatım hediye alacağım kişi yok.Aslında var ama yok :)



Fikir 1:
Şişedeki Mesaj adlı o pek romantik filmi hatırlıyorsunuz değil mi? Size bir şey hatırlatıyor mu bu? Evet, aynen öyle, gidipgüzel bir şişe buluyoruz, böylece aşkımızı bu şişe ile resmen ilan etmiş oluyoruz. Herhangi biri işimizi görür, ama tercihen renkli ve küçük olsun. Şişenin etiket kısmına sevgilinizle birlikte çektirmiş olduğunuz, eğer yoksa sadece ona ait güzel birfotoğrafı suyla biraz eskiterek yapıştırın, (ne de olsa denizde bulunmuş bir şişe bu), içine de biraz kum, kırmızıya boyayacağınız minik çakıl taşları, küçük bir gül ve de ona olan aşkınızı anlatan şu şiirlerden yazıp koyun. Mantar bir kapakla şişeyi kapatın ve güzel bir paket yapın. Bulabilirseniz, şişenin ve resmin etrafına yosun parçaları da yapıştırabilirsiniz, çokhoş durur. Göreceksiniz, sevgiliniz bu hediyeye bayılacak. (Bu arada kağıdın ucuna ince bir ip bağlayıp şişeden sarkıtırsanız, çıkarma aşamasında sorun yaşamazsınız.)


Fikir 2:
En güzel aşk şarkılarını dolduracağınız bir CD, sevgiliniz için son derece özel bir hediye olacaktır. Bunu CD dolduran dükkanların birinde yarım saat içinde yaptırabilirsiniz. Önemli olan şarkıların seçimi. Bir de kapağı mutlaka siz hazırlamalısınız. Çok kolay olacak bu, kalınca bir kağıda yine o şirin şiirlerden birini veya sevdiği şarkının sözlerini yazıp renkli kalemlerle süsleyebilir, kurutulmuş çiçekler yapıştırabilirsiniz. Bundan daha size özel bir albüm var mı dünyada?


Fikir 3:
Hemen kitap çeşidi bol olan kitap evlerinden birine gidin ve çocuk kitaplarının bulunduğu reyona dalın. Burada birbirinden sevimli kitaplar bulacaksınız. Mutlaka resimli ve de öyküsü aşkla ilgili olanlarından (mesela Pamuk Prenses, Sindirella, Uyuyan Güzel vs) birini seçin ve heyecanla evinize dönün. Yapmanız gereken diğer önemli şey, sevgilinizin resimlerinden birkaç tane edinmek. Annesi veya kardeşi bunun için size yardımcı olabilir. Bu mümkün olamıyorsa tek bir fotoğrafla idare edeceksiniz. Gerisi çok kolay ve zevkli. Kitabın kahramanlarından birine kendinizin, diğerine onun resimlerini yapıştıracaksınız (tabii ki sadece yüz kısımlarına), işte bu kadar. Ölçülerin birebir olması hiç de şart değil, hatta boyutların biraz asimetrik ve çocukça olması, kitabınızı çok daha güzel gösterecektir. İşte tamamen size özel, şirin bir hediye. 


Fikir 4:
Sanatçı ruhlu ve post-modern bir çalışma için işte süper bir öneri. Bunun için ihtiyacımız olan şey 5-6 sayfalık bir gazete ve fotoğraflarınız. Ek olarak da renkli kalemler, boyalar, kalpli çıkartmalar, resimler filan; bunları siz belirleyeceksiniz. Yapacağınız şey sadece sizin aşkınıza özel bir gazete olacak. Sayfalara fotoğraflarınızı yapıştırın ve altlarına o fotoğraflarla ilgili anılarınızı (örneğin o gün ne kadar güzel/çekici olduğunu, ne kadar etkilendiğinizi, neler konuştuğunuzu, hatta onun fark etmediği ama sizden kaçmayan romantik detayları) yazın. Eğer henüz böyle anılarınız yoksa, tamamen uydurma, hayali haberler, öyküler yazabilirsiniz. Hatta böylesi çok daha komik ve eğlenceli olur. İsterseniz sadece yüz fotoğraflarınızı keserek ve gazetede zaten bulunan resimlerin üzerlerine yapıştırarak hediyenizi daha da ilginç bir hale getirebilirsiniz. Kalemler ve kalp resimleriyle de süsledikten sonra gazetenizi güzelce katlayıp paketlemeden, ama kalın, kırmızı bir kurdeleyle bağlayarak sevgilinize sunabilirsiniz. Bu arada tarih olarak Sevgililer Günü’nün tarihini yazmayı unutmayın ve bu eşsiz gazeteyle ona olan aşkınızı da böylece ilan etmiş olun. (Bu gazetenin değiştirmeyeceğiniz tek şeyi ismi olsun, bu çok daha sempatik görünecektir)


Fikir 5:
İnsanın duygularına hitap eden ilk beş şey nedir diye sorsak, tabii ki beş duyumuz deriz. Alın size parlak bir hediye fikri daha. Bu kez işimiz kutumuza sevgilimizin beş duyusuna hitap edecek olan beş güzel şey koymak. Nasıl mı? Şöyle ki; kokuiçin minik bir parfüm, tad için kalpli bir çikolata, göz için şık bir çerçeveye koyduğunuz bir fotoğrafınız, kulak için güzel bir aşk şarkısı ve dokunma için bitkisel bir masaj yağı seçin (tutkulu aşıklara ylang ylang yağı önerilir genellikle). Hediyelerinize minik etiketler bantlayıp üzerlerine bildiğiniz bazı aşk dizelerini veya “aşkımızı daha fazla koklayabilmen için, aşkımızı daha güzel hissedebilmen için, aşkımızı daha iyi duyabilmen için..” cümlelerini yazarsanız çok daha etkileyici ve anlamlı olacaktır.


Fikir 6:
Unutmayın ki aşkın diğer bir yolu da mideden geçer. O yüzden hem mideye hem de kalbe hitap eden bir önerimiz var. Çin kurabiyelerini bilirsiniz, içinden geleceğinizle ilgili kıssadan hisse cümleleri çıkar (falım sakızı gibi). Annenizden size bunlardan birkaç tane yapmasını rica edebilirsiniz. Sizin yapacağınız tek şey, içi boş olan kurabiyelerin içine, pişmeden önce kendi aşk cümlelerinizi yerleştirmek. Bu cümleler, ünlü aşk sözleri veya şiirlerden alıntılar olabilir. Ama en güzeli, bütün cümleler çıktığında bir bütün oluşturması. Böylece hem sevgiliniz son parçaya kadar merakla bekleyecek, hem de parçaları anlamlı bir bütün haline getirmek için dizerken birlikte çok eğleneceksiniz. Yalnız kurabiyeleri şık bir kutuya yerleştirip kırmızı kurdeleyle paketlemeyi ihmal etmeyin.


Fikir 7:
Bu hediye için biraz yol almış bir ilişkiniz olması gerekiyor (en azından birkaç ay). Önce bir kutu bulun (basit bir ayakkabı kutusu işinizi görür) ve kırmızı bir kağıtla kaplayın. Sonra sevgilinizle paylaştığınız her detayı hatırlamaya çalışın. Örneğin birlikte görüp çok beğendiğiniz bir filmin VCD’sini (duruyorsa filmin biletini kapağına yapıştırarak), çok sevdiğiniz şarkının bir kopyasını, birbirinize söylediğiniz komik ve sevimli cümleleri ve aklınızda yer etmiş romantik anılarınızı yazdığınız bir mektubu, belki gittiğiniz bir maçın biletini, size verdiği çiçeğin kurutulmuş halini, hatta gözyaşlarınızı sildiği kağıt mendili, birlikte kullandığınız ve anısı olan hemen her şeyi kutuya yerleştirin, güzelce kapatıp üzerine yine birlikte çektirdiğiniz bir resminizi yapıştırıp verin. Oldukça kişisel ama çok anlamlı bir hediye olacak bu. (Henüz bu birikime sahip değilseniz bile aklınızda tutun ve gelecek sene kullanmak üzere malzeme biriktirmeye başlayın).


Fikir 8:
“Tepeden Tırnağa Aşığım Sana” cümlesini gerçeğe dönüştürmeye ne dersiniz? Öncelikle bu cümleyi güzel bir kağıda veya karta yazıp hediye kutunuzun üzerine yapıştırın. Kutunun içine gelince; işte esas eğlence burada. ‘Tepeden tırnağa’ deyimini simgeleyecek pek çok şeyi koyabilirsiniz kutuya, maksat sevgilinizi vücudunuzun her parçasıyla sevdiğinizi temsil edecek eşyalar olması. Sevgilinizin cinsiyetini bilemediğimiz için rasgele söylemek gerekirse, güzel bir bere, diş fırçası, dudak yumuşatıcısı, göz rimeli, resimli vücut dövmeleri, eldiven, çorap, sevimli iç çamaşırlar vs vs.. Dilediğiniz kadar büyütebilirsiniz listeyi, komik ve anısı olan şeyler de ekleyebilirsiniz. Burada önemli olan, ona duyduğunuz aşkınız. Bundan çok etkileneceğine ve bunları her kullandığında sadece sizi düşüneceğine emin olabilirsiniz.


Fikir 9:
Romantikler buraya. Tanıdığınız, bildiğiniz bir takıcı varsa bu öneri tam size göre. Sevgiliniz için özel bir yüzük veya kolye ucu yaptırabilirsiniz (küçük bir şey olacağı için fazla masraf çıkarmayacaktır, ayrıca mutlaka gümüşü tercih edin, altını değil). Tercihiniz yüzükse, önerimiz ikiniz için de yaptırman. Her iki yüzükte de yarım bir kalp olması son derece anlamlı olacak. Yani, “ikimiz bir bütünüz” mesajı  Güzel bir yemeğin ardından hediyenizi verin ve çıkan yüzükleri birlikte takın. Çok romantik değil mi? Aynısı kolye ucu için de geçerli. Tabii erkeklerin kolye takabilir olması şartıyla. Özel olarak yaptırma imkanınız yoksa, sade bir yüzük veya kolye ucu alıp arkasına ismini ve aşkınızı anlatan kısa bir cümleyi yazdırabilirsiniz. Bulabilirseniz kapaklı ve içine resim koyulabilen kolye ucu süper olur.


Fikir 10
Bu önerimiz ise sevgilinizin hobilerine bağlı. Eğer maç tutkunuysa gidip bir futbol topu alıyorsunuz ve üzerine yaldızlı ve renkli kalemlerle (tuttuğu takımın renklerine dikkat, durduk yerde kavga çıkmasın) onu ne kadar sevdiğinizi anlatan cümleler yazıp kalpler ve çiçeklerle süslüyorsunuz. Aynı şeyi tuttuğu takımın formasıyla da yapabilirsiniz. Üstelik artık pek çok yerde renkli tişört baskısı yapılıyor. Sırtında sizin fotoğrafınız olan bir formayı giymek ve maçları bu formayla izlemek ikinizin de çok hoşuna gidecek. Yok eğer kahve içmeye bayılıyorsa, büyük ve sade bir kupa alın, alırken porselen üzerine baskının nerelerde yapıldığını sorun. Tatmin edici bir cevap aldıysanız, bu kupanın bir yüzüne birlikte çekilmiş veya sadece size ait bir fotoğrafı, diğer yüzüne de onu neden sevdiğinizi belirten birkaç cümleyi bastırın. Bu baskıyı yapan bir yer bulmakta zorlanırsanız, çıkmayan cam boyalarıyla kendiniz de güzel bir kupa yapabilirsiniz. Artık kahve “içmek onun için çok daha anlamlı olacaktır.


Ayrıca şu sitede de güzel hediyeler var : 
Herkesin olanın olmayanın sevgililer günü kutlu olsun be şimdiden! :)


Öykü Yarışması Kararsızlık Aşaması :/




Geçen gün okulda hoca duyurdu öykü yarışması varmış Aydın genelinde.Ve dereceye girenlere ballı lokma misali ödüller var.Birinci olana tam cumhuriyet altını ikinci olana yarım cumhuriyet altını üçüncüyese tahmin ettiğiniz gibi çeyrek cumhuriyet altını.

Okuldan sadece üç tanesi seçilip gönderilecek.Bilmiyorum ben de şansımı denemek istiyorum ama hiç yazmamıştım ki.Ta ki hoca bunu duyurmadan önce bize öykü yazın diyene kadar.Tabi ki hiç ciddiye almadım.Öyle oturup düşünmedim hani ne yazsam ne yazsam diye.Ödevin gösterileceği gün yazdım.Hem de bir ders önce.Ne kadar olursa artık diyerekten saçmaladım biraz.Arkadaş da yardımcı oldu sağolsun saçmalamamama:*

Hoca teker teker çağırıp okuyordu öyküleri.Bazısı internetten alıp getirmişti.Bazısı iki cümle yazmıştı.Bazısının da ablası annesi filan yazmıştı.Hoca bunları bir güzel azarladı ve tekrar yazdırdı ve eksiyi de bastı.Nasıl anladı internetten olduğunu biz de anlamadık.Normalde çok iyi anlatan bir hoca değil.Gerçekten biz bile daha iyi biliyoruz konuları o derece.Hatta bir ders öncesinde konuşmuştuk.Nerden bilecek ya hiç kitap okuduğu yok ki vs vs diye.Ama anladı  yani gözüme girdi o an helal olsun :D

Tabi herkes de ordan burdan bakp gelmemişti yani.Kendisi yazan da vardı birkaç kişi.Sıra bana geldiğinde çok heyecanlandım.Okutmadan önce hocam ama dalga geçmeyeceksiniz tamam mı? Çok saçma oldu biliyorum ama gülmeyin lütfen gibi şeyler söyledim.Tamam dedi.Tabi bir kaç kelimenin anlamını sordu öyle bir çirkin yazmışım ki... :D Bitirdiğinde güzel dedi.Şok oldum.Öykü yarışması için bir öykü daha yazacakmışım.Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim.Ben ne anlarım öyküden.Hayatımda yazmamışım etmemişim.Tabi sadece bana söylemedi bir 5-6 kişi vardır.

Hoca bizi gaza getirmek için bir güzel de birşeyler anlattı bize.Bir çocuk varmış son sınıftan.Hiç yeteneği olduğunu filan bilmiyormuş.Zorunlu olarak verilen ödevlerde hoca aferin iyi gidiyorsun biraz da ilerlet filan diye gazlamış gazlamış sonuçta ortaya güzel birşey çıkmış ve yarışmada birinci olmuş.Ve şu an her katıldığı yarışmada birinci oluyormuş.Ben de dedim şu ankine katılmasın o zaman mümkünse:D


Öyle işte cankuşlarım.Sizce bir şansımı deneyeyim mi? Yoksa hiç girişmeyeyim mi bu işe?Kararsızım.Ama yazmak istiyorum bilmiyorum.Hani kazanamasam bile güzel bir şey kendimi geliştiririm en azından yaza yaza.Hem neden olmasın?Belki bende de cevher vardır ama daha ortaya çıkmamıştır.Kendimi kandırıyorum asjkjljkllj.Herneyse öpüldünüz:* Bu arada kedicik ne tatlı değil mi yerimmmm onu.Konuyla bir alakası yok ama işte ben alakasız bir insanım zaten *-*